navigation

Kader Masalı 17 June 2012

Posté par Oyhan Hasan Bıldırki dans : Masallar , ajouter un commentaire

      “İyiye tuzak kurulup da kötünün ele geçirildiği bir eski zamanda…”

      “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde!” dedikleri bir günde, memleketin birinde, insanın kıt olduğu bir yerde; develer tellâl iken, pireler berber iken, ben evimizin ortacığına oturmuş, bir anamın, bir de babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, anam kaptı maşayı, babam kaptı dolmayı. Baktım maşa yakacak, dolma tüfeği saçmalayacak, korktum kaçtım. Kaçtım kaçmasına ya, bir de baktım ki ancak bir arpa boyu yol gitmişim. İşte o zaman önüme üç dükkân çıktı. Birinin çatısı, birinin kapısı, birinin de duvarı yok. Hiç durmadım, çatısı olmayan dükkâna girdim. Duvarda asılı üç tüfek gördüm. Birinin mermisi yok, biri kırık, biri sağlam. Hemen mermisi olmayanını aldım, dışarı çıktım. Az gittim uz gittim. Yol üstünde üç tavşan gördüm: Birinin canı yok, birinin bacağı kırık, birinin canı var. Son ikisine kıyamadım, gittim ölü tavşanı vurdum. Onu aldım, heybeme koydum. Hiç durmadım, az gittim, uz gittim. Yol üstünde üç dere gördüm. Birinin suyu yok, birisi kupkuru, biri de yamyaş. Suyu olmayanında tavşanı yüzdüm, ayıkladım, temizledim, bir güzelce de yıkadım. Orada durmadım, gittim. Yol üstünde önüme üç tencere geldi. Birinin dibi yok, birinin dibi delik, biri de eh, şöyle böyle sağlam. Dibi olmayan tencerede tavşanımı pişirdim. Tabak sıyırmacasına yedim, yedim. Karnım doydu doymasına ama, gözüm aç. Yaladım yuladım. Dipsiz tencereye yeniden büyük bir iştahla saldırdım. Saldırdım ya, dudaklarımda hâlâ bir lokmacığın izi yok. Orada da durmadım. Az gittim, uz gittim. Dere tepe düz gittim. Yol üstünde üç adam gördüm: Biri görür ama, topal. Biri görmez ama, sağlam. Birinde ise ne göz kalmış, ne ayak.
      İşte öyle bir zamanda; iyiye tuzak kurulup da kötünün ele geçirildiği bir eski zamanda; bir köyde kendi yağıyla kavrulan bir aile yaşıyormuş. Bir adamla karısı ve iki de kız çocukları. Ne olmuş, nasıl olmuşsa bu adamın karısı ölmüş. İki yavrusuyla yalnız kalan adam, önü sonu(1) hesaplamış, sonra yeniden bir daha evlenmiş. İlk günlerin iyiliği çabucak geçip tükenmiş. Üvey ana, bu kızları artık istemez olmuş. Kocasına sırtarmış, bu kızların evden atılmasını istemiş.
      Çaresiz kalan adam, düşünmüş taşınmış. Aklına gelen fikirleri ölçüp biçmiş. En güzel yolu bulduğuna inanarak, daha henüz akşam alacası dağların doruklarına bile düşmeden yatmışlar.
      Sabah olmuş.
lire la suite…

12345

Si c'est ailleurs ,c'est ici. |
Histoire et fiction amusant... |
Critica |
Unblog.fr | Créer un blog | Annuaire | Signaler un abus | "Le Dernier Carré"
| Les terres arides de l'isol...
| L'anatra littéraire